17 Ekim 2012 Çarşamba

İSİMLERİ UNUTMAMAK MÜMKÜN

Tanıştığınız insanların isimlerini hatırlayamayanlardan mısınız? İnsanların isimlerini hatırlıyor olmak hem iş yaşamında hem de sosyal alanda oldukça önemli bir değer. Çünkü her insan kendi adını duymaktan hoşlanır...

İSİMLERİ HATIRLAMAKTA ZORLUK ÇEKENLERDEN MİSİNİZ?

Yoğun ve stresli iş hayatında unutkanlık giderek artıyor. İsimleri hatırlamanın avantaj olduğu düşünüldüğünde bu konuda zorlananlar için iletişim uzmanı Ahmet Veli Olgundeniz uyarılarda bulunuyor

İnsanların isimlerini hatırlıyor olmak hem iş yaşamında hem de sosyal alanda oldukça önemli bir değer. Eski cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel’in parti delegelerinin hepsinin isimlerini doğru olarak hatırladığı ve il ziyaretlerinde karşılaştığı insanlara isimleriyle hitap ettiğini biliyor muydunuz? Her insan kendi adını duymaktan hoşlanır. Müşterilerinize veya müşteri adaylarınıza isimleriyle hitap etmek, onlarda önemli olduklarına dair hisler uyandırır. Aranızda sıcak bir iletişimin başlamasının ilk adımıdır. Pek çoğumuz insanların isimlerini hatırlamanın önemli olduğunun farkındadır ancak bu sorunu nasıl aşacağını bilemez. "Hay Allah adınızı şimdi hatırlayacağım", "Dilimin ucunda ama bir türlü aklıma gelmiyor" şeklindeki mazeretle sığınmak yerine, iletişim uzmanı ve Ege Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ahmet Veli Olgundeniz’e insanların isimlerini aklımızda nasıl tutabileceğimizi sorduk. Medicalpark ve İnci Holding başta olmak üzere pek çok büyük şirkette eğitimler veren Olgundeniz, yüzlerce insana isimleri nasıl akıllarında kolayca tutabileceklerini öğretiyor. 

Neden insanların isimlerini çabucak unutuveriyoruz? 

Modern yaşam tarzının ürettiği iş yoğunluğu ve stres bu zafiyetin ana tetikleyicisi. Dikkatimiz çoğu zaman dağınık oluyor. Aklınızda başka şeyler varken birisinin ismini aklınızda tutmanız zor. Ayrıca bize okullarımızda nasıl konsantre olacağımız ve bilgiyi beynimize nasıl yerleştirmemiz gerektiği öğretilmiyor maalesef. 

Peki siz tanıştığınız herkesin ismini hatırlayabiliyor musunuz gerçekten? 
Tanıştığımız herkesin değil, bizim için önemli olan kişileri hatırlamamız gerekir. Yani bir satış temsilcisinin müşteri listesini mutlaka aklında tutması gerekir. Bir CEO veya genel müdür iseniz çalışanlarınızı isim isim bilmek önemli bir motivasyon unsurudur. Ancak pazardan meyve aldığınız satıcının ismini bilmeniz gerekli olmayabilir. Sorunuza dönelim, "evet" ben tanıştığım, elini sıktığım insanların hemen hemen hepsini hatırlarım. Mesela şu an benim 200 öğrencim var ve hepsine teker isimleriyle hitap ederim. 

Peki bu işi nasıl öğreneceğiz? Eğitim almak şart mıdır yoksa kendi kendimize okuyarak bu beceriyi geliştirebilir miyiz? 

İki buçuk - üç saatlik bir eğitimle bu işin tekniğini öğrenebilirsiniz kolaylıkla. Kendi kendinize öğrenmeye gelince... Yanıtım "evet" kendi kendinize de öğrenebilirsiniz. Ancak tabi işin zorlukları var. Kısa bir anekdot: Necip Fazıl Kısa Kürek, Üsküdar vapur iskelesindedir ve Karaköy’e geçmek üzere gemiye biner. Bu sırada yanına bir yolcu yaklaşır ve der ki "Üstad, peygamber olmasa da biz akıl yoluyla Allah’a ulaşırdık" der. Üstad, yolcuya dönüp dalgalı denizi işaret ederek, "O halde niye vapura biniyorsun, yüzerek geçsene karşıya" der. 
Herkes isimleri akılda tutabilir mi? 

Patolojik bir durum yoksa kişi normal ve sağlıklıysa herkes aklında tutabilir. Ben her eğitime girdiğimde salondaki 50 kişinin adını kısa sürede (kişi başı ortalama beş saniye) aklıma yerleştirir ve hatasız bir şekilde hızla sayabilirim. İki yıl önce verdiğim bir eğitime katılan kişileri hâlâ hatırlayabiliyorum. Düşünün ben hafıza şampiyonu değilim, sıradan sizin gibi bir insanım. İşin sırrı tekniktedir. 

Bir ismi ne kadar süreyle aklınızda tutabilirsiniz? 
Bir ismi öğrendikten sonra hiç tekrar etmezseniz ortalama 15 gün kadar aklınızda kalır. Bu süre bazı kişilerde çok daha uzun olabilir. Ancak tekrarlamak bu işin olmazsa olmazlarındandır ve tekrar yaptıkça isimler kalıcı hale gelir. 

Peki bu işin bir sınırı var mı? Yani beynimize fazla yükleme olması gibi bir durum?
Bir insan hayatında kaç kişinin ismini bilmesi gerekir ki? 300-400... Hafıza çalışması yapanlar bir kerede 5 bin kelimeyi ezberler. Beynimizin muhteşemliği karşısında isim bilgilerini akılda tutmak onun için çocuk oyuncağıdır. 

Peki bu konuda eğitim almak isteyenler ne yapmalı? 
İstanbul’da 23 Eylül’de bir eğitimimiz olacak. Bir de İzmir’de Yeni Asır Gazetesi’nin desteğiyle bir eğitim düzenleyeceğiz. Eğitimler hakkında bilgi almak isteyenler info@kariyerdoktorum.com’a mail atabilir veya www.kariyerdoktorum.com adresine başvurabilir veya bana sosyal medyadan ulaşabilir. facebook.com/ahmetveliolgundeniz.

UNUTMAYI ENGELLEMEK İÇİN:
1. İlgili olun Bir çoğumuz insanların isimlerine dikkat etmez hatta tanıştırıldığımız an bile genellikle kendimize odaklanırız. İlk adım, tanıştırıldığımız insanı dikkatle incelemektir. 

2. İsimleri doğrulatın Bir insanın birden fazla ismi olabilir. Hangi ismi kullandıklarını sorun. Böylelikle ismi bir kaç kez tekrar etme şansınız olur. Ayrıca seminerler ve konferanslarda insanlar hep resmi bir takım ünvanlar ve uzun isimleriyle anılırlar, yaka kartları da yanlış yazılmış olabilir. İsimleri doğrulatın, hem aklınızda kalma şansı artar hem de insanlara mutlu olacakları bir şekilde hitap edeceğinizden emin olmuş olursunuz.

3. İsimlerinin, alınlarında yazılı olduğunu hayal edin. Amerika’nın eski başkanlarından Franklin Roosevelt, Beyaz Saray’da çalışan herkesin ismini bilmesiyle etrafında hayranlık uyandırıyordu. Peki ama nasıl? Otobiyografi yazarlarına göre Roosevelt, tanıştığı her insanın isminin alnında yazılı olduğunu hayal edermiş. Uzmanlar bu tekniğin işe yaradığını söylüyor, ancak ismin sevdiğiniz renkte yazılmış olması gerektiğine dikkat çekiyorlar. 

4. İsmi bağdaştırın Karşınızdakinin ismini tanıdığınız veya ünlü birisiyle benzeştirmeye çalışın. Bir zamanlar Serhan adında birisiyle tanışmıştım. Beyefendinin burnu biraz büyükçeydi. Tokalaşırken kafamda Serhan Bey’i Jül Sezar’a benzettim. Sezar’ın resimlerini görmüşseniz onun da burnu biraz büyükçedir. Ayrıca Serhan Bey’in başında da Sezar’ınki gibi zeytin yapraklarından yapılmış bir taç olduğunu hayal ettim. Şimdi aradan yıllar geçmesine rağmen o adamı her gördüğümde aklıma başındaki tacıyla Sezar geliyor ve hemen ardından da Serhan kelimesine ulaşıyorum. 

5. Sık sık kullanın İsmi akılda tutmanın bir yolu da konuşma esnasında ismi sık sık tekrarlamaktır.

İLETİŞİM SORUNLARI

Öncelikle iletişim kurma becerilerimizi geliştirmek için etkin iletişimin önündeki engelleri bilmeliyiz. Hem özel (sevgilimiz yada eşimiz) hem de sosyal yaşamımızda (iş çevremizde yada öğretmenlerimizle) başkalarıyla çatışmaya girdiğimiz yada anlaşmazlığa düştüğümüz zaman hiç de az değildir. Güç ispatlama mücadelesi; yani ben lider olmak istiyorumdur. Yavuz yada Eren’i çok iyi anladığım, düşüncelerini bildiğim, duygularını kavradığım halde Eren’i yenmek, alt etmek ve üste çıkmak için her fırsatta kapışıyorumdur. Kişisel çatışma; yaşanıyor olabilir. Örneğin benim nefret ettiğim yada eskiden bana bir dost kazığı atan yada terfime engel olmuş biri olan Mutlu’ya benzediği için Yavuz’a sinir olurum, söylediklerinin tersini yaparım, onu dikkate almam ve rezil etmeye çalışırım. Amaç çakışması; varsa. Yani ben ekip lideri olarak toplantıya geç gelenleri dışlamamayı herkese eşit davranılması gerektiğini düşünüyorsam, Şensu ise bir ekip lideri olarak toplantılara geç kalanları gruptan dışlamayı ve ceza vermeyi düşünüyor olsun. Her ikimizde birbirimizi anladığımıza, duygu ve düşüncelerimizi bildiğimiz halde sürekli kavga eder ve bir türlü uzlaşama sağlayamayız. Bu saydıklarımız iletişim açısından pek önemli değildir. Etkin iletişim kuramamanın sorunları çok daha farklıdır. Kökleri çok daha derinlerde olabilir.

* Korkular
* Ön Kabuller
* Duyarsızlık
* isim Takma Merakı
* Kendine Güvensizlik
* Sürekli Kendini Öne Çıkarma


Gibi nedenlerle anlaşamıyorsak o zaman iletişim sorunları vardır.

İletişim Korkuları

* Yeni Durum ve insanlardan (ortamdaki görüşleri hemen kabul ederiz)
* Yanlış ğeyleri Söylemekten (konuşamayız)
* Alaya Alınmaktan (söyleyeceğimiz şeyleri küçümseriz)
* Baikasının Gözüne Aptal Görünmek (düşündüğümüzü söyleyemeyiz)
* Duygularımızı ifade Etmek yada Duygularımızı Kontrol Edememekten Korkmak
(duygularımızı bastırırız)
iletişim korkuları arasında sayılabilir.


İletişim Kazası Ön Kabuller

Ön kabul; bir fikir, duygu yada olguyu gerçek olup olmadığını bilmeden geçerli saymaktır. Geniş anlamda bir şeyin nasıl olduğunu ve nasıl olması gerektiğini hakkındaki inançlarımız, değerlerimiz ve tutumlarımız bizim ön kabullerimizi oluşturur.

Örneğin; Üretim Müdürü Yardımcısı Oben sizde Genel Müdürsünüz. şirket pazarlama bölümünde sorunlar yaşamaktadır. Ve siz Oben’nin bu sorunları halledeceğini düşündüğünüz için buraya aktarmak istediniz ve daha yüksek maaş vererek en sorunlu yere müdür yaptınız. Fakat tıkır tıkır işlerin yürüdüğü yerden sorunlu bir yere gitmek Oben için sürülmek sayılmaktadır. Yapılan terfi ve ücret artışına rağmen istifayı basar. Ama siz bir Genel Müdür olarak Oben’e Pazarlama bölümünde sorunlar olduğunu bu bölümün iyileştirilmesi için Oben gibi temiz, düzenli ve planlı çalışmanın yanı sıra ikna kabiliyeti ve müzakerelere hakim olabilme gibi özelliklerinden dolayı bu problemlerin üstesinden gelebileceğinden bahseden cümleler kurarsanız etkin bir iletişim kurmaya başlamışsınızdır. Genel Müdür olarak böyle bir konuşma yapmadan Oben iletişimi kopartmış biri olarak hatalıdır. Bu bölümün kötü bir şöhrete sahip olduğunu bu nedenle bu bölüme alınmasını içerdiğini söyleyebilirdi. Gene de Genel Müdürün açıklaması gereklidir.


Duyarsızlık

Kimi zaman başkalarının duygularını dikkate almak bize fazla gelir. Akşam yorgun argın eve geldiniz. Hemen kızınız “Anne be çirkin miyim?” yada sevgiliniz sizden ilgi beklediği halde ilgisiz bırakırsanız. Tabi bu davranışlarınızın birkaç tekrarı halinde kızınız yada sevgiliniz sizinle paylaşmayı ve dertleşmeyi kesecektir. Yani isa’nin kızmasına Çiğdem’in sorularını yanıtsız bırakırsam iletişim kurulabilir miyim?

İsim Takmak

Örneğin şişko Ahmet, Motor yada Tavşan Leyla gibi nitelendirmelerle isim takılan kişi görünüşte belli etmese de bundan pek hoşlanmaz için için üzülür. Örneğin okulda sorunlar yaşayan çocuğuyla ilgisiz davranışlar sürekli “geri zekalı, kuş beyinli 90 aldın da 100 niye alamadın? 75 alan 80 de alırdı.” Gibi olumsuz eleştiriler ve isim takmalar kişiyi çok kötü etkiler, kişi zamanla kendini yetersiz hissetmeye başlar ve sizinle olan iletişimi zayıflamaya
başlar.


Kararsızlık

Konuşurken “şey, eee, Yaniii, Hımmm, Ne Diyordum” gibi ifadelerin sık sık kullanılması ve alışkanlık hale gelmesi kişinin karar vermekten yada söylediklerinin
dinlenmeyeceğinden korkuyor demektir yada düşünce tembelidir. Bu nedenle iletişim kurarken mesajı hazırlamak ve hazırlanmış bu mesaj bizi “eee, şey” demekten kurtarır.


Alınganlık

Alıngan kişi, karşısındaki insanların her söylediğinden mutlaka kendine yönelik bir olumsuzluk çıkartır. Kendisiyle öteki insanlar arasında duvarlar ördüğü için iletişim bozulur.

Ben-Merkezcilik

iletişim, iki tarafın yer aldığı bir süreçtir. Tarafların düşünce ve duygularını ifade edebilmeleri ve birbirlerinin düşünce ve duygularının doğru anlayabilmesi için iki tarafında yukarıda saydığımız engellerin yanında “sürekli kendinden bahsetmesi” den dolayı iletişim gerçekleşmez. Kendimizi Doğru ifade Edebilmek insanlar konuşurken pek çok şey söyler. Ama verdiğimiz mesajlar esas olarak Gözlem, Düşünce, Duygu ve ihtiyaç olmak üzere 4 öğeden oluşmaktadır. 

Gözlemler

Bu bir bilimcinin, dedektifin veya televizyon muhabirinin dilidir. Beş duyumuzla gözlemlediklerimizi aktarmaktadır. “Bu sabah Necla okula geç geldi” gibi. Düşünceler Duyduğumuz, dokunduğumuz ve gözlemlediklerimiz hakkında varılan sonuçlardır. Bu sonuçlar aracılığıyla aslında ne olup bittiği ve neden böyle olduğunu kavrarız. Bir şeyin iyi veya kötü, doğru yada yanlış olmasıyla ilgili diğer yargılarımızı da düşüncelerimizin bir parçasıdır. “Bu çocukla arkadaşlık etmen iyi değil” (değer yargısı) “Bu adamla iş yapılmaz”

Espri yeteneği nasıl geliştirilir?


Espri yapmanın, insanı daha ilgi çekici ve dinlenebilir bir anlatıcı konumuna getirdiği bir gerçek. Herkesin ulaşmak istediği nokta değil midir, tam yerinde harika espriler patlatıp ortalığı kırıp geçiren tiplerden olmak? 

Espri, spontane gelişir. Kim espri provası yapar ki zaten? “Stand up’çılar” dediğinizi duyar gibiyiz. Evet, sevgili okuyucuları, onlar bu işi profesyonelce yapıyorlar, dolayısıyla prova yapıyor olabilirler. Ama ne kadar doğal göründüklerini bir düşünün. Sanki hiç prova edilmemiş, kendiliğinden gelişmiş hikayeler gibi duruyor anlattıkları. E zaten profesyonellik de bunu gerektiriyor. “Provasını yap ama belli etme, doğal ol!”


• Evet, pekala espriye çalışılabilir. Anlatacağınız bir hikaye vardır ve bu hikayedeki karakterleri fiziksel özelliklerini, seslerini taklit etmek için kendinize biraz zaman tanıyın. 
• Bir hikayeyi anlatırken sesinizin tonunu zaman zaman alçaltıp zaman yükseltin ki sizi dinleyenleri konuşmanızın içine çekmeyi başarabilin. 
• Vücut dilini, jest ve mimikleri kullanmak için ayna karşısında çalışın. 
• Esprinin en vurucu noktası o son kelime ya da son cümledir. Ama burada önemli olan, hikayede tam da o esprili kısma yaklaşırken “Bak burayı dinle, çok komik” dememektir. 
• Herkes şaka kaldırmayabilir. Dolayısıyla bulunduğunuz ortama ve sohbet etmekte olduğunuz kişilere göre espriler seçin.
• Şaka kaldırmayan birinin üzerine gidip onunla ilgili fiziksel ya da kişisel özellikleri dilinize dolamayın, gerginlik oluşmasın. Karşınızdakileri etkilemenin en iyi yolu kendinize ait hikayeleri anlatmaktır. Başınıza gelen komik olayları kendinizle dalga geçerek anlatın. Bu, sizin samimiyetinizi de ortaya koyar.
• Komik olmak için kendinizi zorlamayın. Çünkü zorladığınız ölçüde soğuk esprileriyle tanınan biri haline gelirsiniz.
• Bazı insanlar belden aşağı esprilerden çok hoşlanırken bazıları bundan nefret eder.Karşınızdaki kişinin ya da kişilerin bu konudaki bakış açısını test ederek espri yapın. 
• Çok ciddi toplantılarda bile konuşma yapacakken, konuşmanın öncesinde ya da sonunda kendinizle ya da durumunuzla ilgili bir espri yapın. Yaptığınız espri karşınızdaki kişilere yönelik olmasın, kendi durumunuzu eleştiriyormuş gibi görünen bir hikaye seçin.
• Bir hikayeye başlarken komik bir şey anlatacağınız mesajını vermek için konuya önce siz gülerek başlayabilirsiniz. Çünkü insanlar karşısındaki kişi gülünce otomatikman gülmeye hazırlanır. Ama bunun dozunu iyi ayarlamak lazım. Bu gülme işini abartırsanız antipatik görünebilirsiniz karşıdaki açısından. 
• Espri yaparken argo ve küfürlü kelimeleri tam yerinde kullanmak gerekebilir. Ama yine kime karşı bu espriyi yaptığınızı düşünüp çam devirmeyin. 
• Espri yapmanın esası “doğallık”tır. Hikayenizi mümkün olduğunca doğal bir tavırda, kendinizi rahat hissederek yapın. Yapmacık bir şekilde anlatılan espriye kimse gülmez. 
• Çocuğunuzun espri yeteneğini geliştirmek için evde esnek olun ve rahat davranmaya çalışın. Çok gergin bir ortamda ortaya bir espri atarak yumuşatmaya çalışın. Örneğin birbirinize komik bilmeceler sorun. Komik gülme taklitleri yarışması yapın. En komik şarkı sözü yazma yarışması düzenleyin. Ya da belli bir ritimde en komik şarkıyı bestelemesini isteyin çocuğunuzdan.

GÜNÜN SÖZÜ


  • Hareket halindeki bir karınca duran bir öküzden daha çok iş başarır. 

                                   Meksika Atasözü